Günlük Arşiv: Jun 24, 2026
Ali İsmail’in Kıyısız Denizi
Dönmeyişini, gecenin bir türlü güne varmayışını ve o kör olası sokağa attığın her adımı santim santim hissetmek nasıl bir yük bilemezsin çocuk.
Şiddetin Günah Keçileri ve Toplumsal Öfkenin Paratonerleri
Fail bulunur, nedenler belirlenmiştir; mesele kapanır. Toplum ve elbette hesap verme konumundakiler derin bir nefes alır, her şey yerli yerine oturur.
Okunamayanın Hermenötiği
“Bir yazı okun(a)madığında neye dönüşür? Yazıdan sıyrılmış bir sayfa hâlâ bir ‘okuma nesnesi’ olarak varlığını sürdürebilir mi?” Hâle Albayrak’ın küratörlüğünü üstlendiği “Okunamayan” sergisi bir meydan okuma sunuyor.
Zekâmızla Düşünüp Yapay Zekâmızla Yazmak (mı)?
Yazıyı bir emek süreci olmaktan çıkarıp bir çıktıya dönüştürdüğümüzde, yalnızca dilimizi değil, düşünme biçimimizi de dönüştürmeye başlıyoruz. Ve belki de bu yüzden, yeniden başa dönmek gerekiyor: Kalemi bir kürek gibi tutup, yüzeyi değil derini kazmaya razı mıyız?
Çoğunluk’un Sessizliğinde
Ayrımcılık yüksek sesle işlenmez, hayatın olağan akışının parçası görünümdedir. İktidar temsilinin gönüllü sağırlığında, eşitsizliği sinsice sıradanlaştıran sessizlik sınıfın dilsizliğini de perdeye sessizce verir.
Aki Kaurismäki Sinemasında İşçi Sınıfı
Kaurismäki’nin karakterleri, çoğu zaman kaybeder gibi görünür; yere düşer, yalnız kalır, yorulur. Yine de o karakterlerde kolay kolay yok olmayan bir çekirdek vardır: Kendileri olma isteği. Bu çekirdek, işçi sınıfının sinemadaki en değerli temsil biçimlerinden birini yaratır.









