Günlük Arşiv: Apr 11, 2026
Beni Ben Yapan Mikroplar
Araştırmacılar yakın zamanda, mikropların -bakteriler, virüsler ve diğer çeşitli küçük yaşam formlarının- vücudumuzun tüm yüzeylerinde ve içinde çok büyük sayılarda toplandığını keşfettiler. İstatistikler şok edici. “İnsan Mikrobiyom Projesi”'ne göre, ortalama bir insan bedeni, insan hücrelerinin on katına kadar mikrobiyal hücre içerir. Bu da bizi sadece %10 insan yapar! Jamie Lorimer'in dediği gibi, "bizim büyük bir kısmımız biz değiliz!"
Bu durum, her türlü rahatsız edici sonuçlara yol açabilir: Sadece %10 insansam, başarılarımın övgüsünü gerçekten "ben" mi almalıyım? Yazdığım makale için mikrobik işbirlikçilerime de teşekkür etmeli miyim? Sadece %10 insansam kontrol kimin elinde? O pizzayı ben mi sipariş ettim, yoksa mikroplarım mı...
Kapitalizm Kapitalizmdir
Kapitalizmin öldüğünü ilan etmek, yalnızca ondan fayda sağlayan küresel seçkinlere yarar. Kapitalizm, hâlâ kapitalizm, sadece farklı bir biçimde.
Žižek Nerede Yanılıyor?
“Ama Maduro da berbat” demek, asli çelişkiyi görünmez kılan, saldırganın elini rahatlatan bir siyasal aymazlıktır. Tarih bize “berbat” seçenekler arasında tercih yapma zorunluluğunu dayattığında pusula bellidir: Emperyalizmin yenilgisini öncelik edinmek.
“Anne Ne Aptalım!”
“Aslında sadece her gün, yaz da olsa kış da bir kuyuya gidip oradan su çekmenin zorluklarını göstermek istedim. Bu kadar basit.” Hoşça kal Tarr!
Donald Vlademiroviç Trump’ın Venezuela’ya “Sınırlı Askeri Operasyonu”
“Trump mı Maduro mu daha kötü?” sorusunun cevabı şudur: İkisi de berbattır. İdeal bir dünyada, önce Putin, Netanyahu ve Trump’ı tutuklamalıyız. Maduro ile birlikte, hepsi Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesinde aynı hücreyi paylaşmalıdır.
Venezuela Neden Hedefte?
Mevcut kıtasal durumu ve özellikle Washington'ın Karayipler'deki son askeri yığılmasını ve saldırılarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Latin Amerika uzun zamandır çatışmalı bir kıta olarak tanımlanıyor ve bugün bu çatışma her zamankinden daha keskin. Bölge, ABD'nin yeni güç kazanan aktörlere karşı kontrolü yeniden sağlamaya çalıştığı küresel bir mücadelenin en önemli arenası haline geldi.
On yıllarca Washington, yarımküreyi yönetmek için büyük ölçüde yumuşak güce güvendi. Ancak şimdi tanık olduğumuz şey, açık bir şekilde sergilenen kaba askeri kuvvettir. Hatta bunun, Ekim 1962 Füze Krizi'nden bu yana bölgemizdeki en büyük emperyalist hava-deniz askeri yığılması olduğunu söylemeye cesaret edebilirim.
Neden mi? Çünkü dünya sistemi dramatik bir dönüşüm geçiriyor. On...









