Günlük Arşiv: Apr 30, 2026
Antroposen ve Evrensel Hayvan Hakları
İnsanlar her yıl trilyonlarca insan-olmayan canlıyı öldürüyor. Bu davranışları, pandemi ve iklim değişikliği gibi küresel sağlık ile çevre tehditlerini daha da kötüleştiriyor. Aslında bütün hayvanlar kısmen rasyonel, kısmen de irrasyonel oldukları hâlde biz, insan olmayan canlıların tümünü irrasyonel, insanların çoğunu ise rasyonel olarak görerek bu davranışı rasyonalize ediyoruz. Hayvanlara hak ettikleri şekilde davranabilmek için, onları farklı şekillerde görmeyi öğrenmeliyiz. İnsan faaliyetleriyle yeniden şekillenen bir dünyada uyum sağlamaya çalışan, ahlaken dikkate değer çıkarlara, ihtiyaçlara ve kırılganlıklara sahip bireyler olarak onlara dikkat kesilmeliyiz.
Antroposen veya İnsani Yıkım
İnsanlar bugün dünyanın dört bir yanında insan-olmayan hayvanları öldürüyor. Her yıl, endüstriyel hayvancılıkta 100 milyardan fazla...
Bilimsel Araştırmada Aptallığın Önemi
Önemli bir araştırma yapmak gerçekten zor ve disiplinel, kurumsal veya ulusal politikaları değiştirmek bu içsel zorluğu azaltmayı başaramaz. Bunu zorlu kılan şey ise belirsizliğin içine dalmak. Bilim bizi mutlak aptallıkla yüzleştirir.
Modernleşme Bozumu Tuzakları
Kapitalizmin ışıltılı yol göstericiliği gerilerde kaldı: Zamanın nüfuzlu ülkeleri artık üçüncü dünya ülkelerinin ekonomik seviyesine gerilemiş durumda; gelişmekte olan devletler Batı'nın ilerleme vizyonuna can atıyor değiller. Geçmişe saplantıdan ve ütopik ideallere takılıp kalmaktan vazgeçerek, çevresel yıkımı bütünüyle önleyecek elverişli bir alternatif mümkün mü?
Nostalji günümüzü tanımlayan bir özellik gibi görünüyor. Bariz bir şekilde dört bir yandan nostalji taşıyor: popüler kültür, moda, sanat hatta politika bile geçmişe duyulan melankolik hayranlığı, geçmişin yeniden hayat bulmasının yarattığı bulanık pusla çevrili ya da en azından bunun girişimleriyle. Yasın olmadığı bir dünyayı tahayyül etmek güç. Özneler olarak yaratılışımız bizi kolayca salıveremeyeceğimiz geçmişin hayaletlerine tutunmaya...
Yapay Zekâ ve Doğal Aptallık Üzerine
Yapay zekâ ile ilgili sorun onun “yapay” olması değil, düşünen veya düşünmesi gereken öznenin zihninin dışında konumlanmasıdır. Bu bakımdan yapay zekâ, İbn Rüşd’ün “ayrık zekâ”sına benzer.
Pluribus
Pluribus fenomenine aşina mısınız? Muhtemelen öylesiniz. Yayınlandığı ilk günden itibaren izleyiciyi iki keskin kampa ayıran o yapımdan bahsediyorum: Bir yanda onu yılın başyapıtı ilan edip her detayı üzerine teoriler üretenler, diğer yanda ise bu ani popülariteye refleksif bir direnç gösterip onu “şişirilmiş bir balon” olarak yaftalayanlar. Derin mi derin “Balon mu değil mi?” tartışması bir yana bu dizi üzerine yeterince düşündük mü merak ediyorum. Yoksa konforuna alıştığımız “izleyici profili” algoritmalarına uymadığı için Pluribus’u düşünme kısmını çoktan geçtik mi? Şimdi sizi, o konfor alanından dışarıya, dizinin tekinsiz aydınlığına davet ediyorum.
Çokluktan Birliğe: İronik Bir Ütopya
İşe ismin arkeolojisiyle başlayalım. Pluribus, ABD’nin kuruluş...
Tüttürenlerin Komünizmi
Sigara tüttürenlerin, tıpkı proletarya gibi, bir yurtları yoktur, ama nerede ortaya çıksalar anında özgürleşmiş bölgeler yaratırlar. Bir dal sigaranın ömrü kadar bir süre içerisinde dünyayı yorumlar ve değiştirirler.









