Günlük Arşiv: Apr 11, 2026

Güncel

Malumatın Büyüsü ile Hakikatin Riski Arasında Bir “Entelektüelin” Krizi

Özcü bir pozisyona düşmeyi göze alarak şöyle bir saptamada bulunarak başlayayım yazıma: “Bizim topraklarda bilgi sahibi olmakla (bu bağlamda bilgin olmak da denilebilir) hafızlık arasında ciddi bir benzerlik var.” Daha doğrusu, özellikle tarih alanında çok fazla tarihsel detayı ezbere bilmek ve bu bilgileri insanlara akıcı ve retorik bir üslupla aktarabilme yeteneğine sahip olmak bilginlik olarak görülüyor. Bu nedenle böyle bir maharete sahip tarihçiyle bir din adamı/vaiz arasında nüans denebilecek incelikte bir fark vardır. Yine bu nedenle tarihin tozlu sayfalarından çoğu zaman gizil detayları ilgi çekici anekdotlarla dinleyiciye aktaran tarihçi ile dini kurallara uymanın ne denli önemli olduğunu geçmiş din...
Felsefe

Biyo-iktidar, Psiko-iktidar ve Günah Keçisi Mantığı

Dikkatin teknolojik yöntemlerle kontrol edilmesi tüm kıtaları, tüm kuşakları ve toplumsal katmanları etkileyen, dünya çapında yaygın ve oldukça yeni bir fenomendir. ABD’de ekran başında geçirilen süre günde altı saate ulaşmıştır. Katherine Hayles’in hiper dikkat olarak adlandırdığı ve dikkatin aynı anda birden fazla mecra arasında bölünmesine yol açan bu durum, Kaiser Aile Vakfı’nın verilerini yeniden ele almasına neden olmuştur. Amerikan gençlerinin ekran karşısında geçirdiği ortalama süre günde sekiz buçuk saate çıkmıştır. İnsanlık daha önce bu denli eşzamanlı ve hiper-gerçekçi bir kolektif halüsinasyon olgusuyla karşılaşmamıştır. Bu olguların ruhsal ve kolektif bireyleşme üzerindeki sonuçları henüz yeterince kuramsallaştırılmamış olmasına karşın bu sonuçlar psikopatoloji...
Felsefe

Felsefe Nedir? Felsefesizlik Nedir?

Felsefe nedir, felsefe insan hayatında neden önemlidir, nasıl bir yer tutar, yokluğu ne anlama gelir ya da hangi anlam boşluklarına işaret eder? 21. yüzyıl insanının -hatta daha öncekilerin- pragmatik ve tüketimci hayatında felsefeye yer olmadığı gerçeği karşısında bu sorular sonsuzca çeşitlendirilebilir elbet. Felsefenin hayatlarımızdan silinip süpürüldüğü, Akademi’nin kısıtlayıcı ve dar sınırlarına sıkıştırılmış bir alana, olsa olsa profesyonellerin ilgisine hapsedildiği tarihsel koşullarda, bu durumun insanı ve insan toplumlarını ne ölçüde eksilttiği üzerinde düşünebilmek, tek bir döneme, tarihe, coğrafyaya, kişiye indirgenemeyecek birden çok cevapla yüzleşmeyi, bunlar arasında yol almayı, felsefenin bu güzergâhından dününe ve bugününe bakabilmeyi gerektirir. Thales, Miletoslular ve Felsefenin Doğumu Yaklaşık...
Güncel

İran’da Rejim Çöküyor mu?

“Kurunun yanında yaş da yanar”, bir kere başlamış yangının herkesi etkileyeceğini anlatan bir Fars deyimidir. Yangın bir kere başlayınca suçlu ve masum, fail ve kurban arasındaki farklılıklar yok olur. İsrail ve ABD’nin İran’a karşı başlattığı savaş bilinçli ve kibirli bir şekilde başlatılmış bir savaştır. İran'ın aceleyle nükleer bomba üretimine yönelik bir girişimde bulunduğuna veya yakın zamanda bir saldırı planladığına dair bir emare, varsayımın ötesinde bir kanıt bile yoktu. Bu tarz iddialar üzerine biraz düşünülünce kendi kendini çürütür ve sık sık tekrarlandığında da bütün inandırıcılığını yitirir. Şu anda şahit olduğumuz şey Benjamin Netanyahu’nun on yıllar boyunca çeşitli şekillerde lobiciliğini yaptığı ve...
Bilim

Bilimsel Otoritenin Gücü

Paul Feyerabend 1975’te yayımlanan Yönteme Karşı kitabından önce, bir dizi ders ve makalesinde bu monografinin provokatif ve polemik yaratan iddialarını prova etmişti. Yönteme Karşı kitabı yüzünden Feyerabend talihsiz bir şekilde Nature sayfalarından “günümüzde bilimin en kötü düşmanı” unvanını ve New York Times’tan da “bilim karşıtı filozof” lakabını almıştı. Fakat kitabın ruhu, bilimsel bilginin otoriter gücünü kendine özgü bir şekilde eleştirmesi, “How to Defend Society Against Science” isimli daha erken bir makalesinde bulunulabilir. İlk başta halka açık bir konuşma olarak sunulan bu tahrik edici deneme, Feyerabend’in argümanlarının temelini oluşturan “bilim bir dindir” varsayımını açıkladığı ateşli bir girişle başlar. Feyerabend’in...
Siyaset

Kurtlukta Düşeni Yemek Kanun mudur?

Venezuela, 2000’lerin başında Chavez’le birlikte yönetimi siyasî-askerî elit tarafından devralınmış, doğal kaynak hâkimiyetini ABD’ye kaptırmamaya çalışan, devletin ekonomiyi elinde bulundurduğu ve bu nedenle sürekli olarak “otoriter”, “istikrarsız” ya da “başarısız” olarak kodlanan bir ülke. Ancak bu tanımlar, Venezuela’yı anlamaktan çok, onu dünya sistemindeki yerinden koparmaya sebep oluyor. Asıl soru şu: Venezuela neden bu kadar “tehdit” olarak görüldü ve Maduro’nun başına gelenler neden bu şekilde gerçekleşti? Donald Trump yönetiminin Maduro müdahalesi muhtelif açılardan değerlendirildi, ancak uluslararası ilişkilerdeki liberal normlar, uluslararası hukukun egemenlik hakkına saygı ve realist dış politika anlatısındaki “tehdide karşı dengeleme” siyasetleri tam olarak olayların hangi motivasyonla gerçekleştiğini ve ABD’nin...