Günlük Arşiv: Mar 13, 2026
Modernleşme Bozumu Tuzakları
Kapitalizmin ışıltılı yol göstericiliği gerilerde kaldı: Zamanın nüfuzlu ülkeleri artık üçüncü dünya ülkelerinin ekonomik seviyesine gerilemiş durumda; gelişmekte olan devletler Batı'nın ilerleme vizyonuna can atıyor değiller. Geçmişe saplantıdan ve ütopik ideallere takılıp kalmaktan vazgeçerek, çevresel yıkımı bütünüyle önleyecek elverişli bir alternatif mümkün mü?
Nostalji günümüzü tanımlayan bir özellik gibi görünüyor. Bariz bir şekilde dört bir yandan nostalji taşıyor: popüler kültür, moda, sanat hatta politika bile geçmişe duyulan melankolik hayranlığı, geçmişin yeniden hayat bulmasının yarattığı bulanık pusla çevrili ya da en azından bunun girişimleriyle. Yasın olmadığı bir dünyayı tahayyül etmek güç. Özneler olarak yaratılışımız bizi kolayca salıveremeyeceğimiz geçmişin hayaletlerine tutunmaya...
Yapay Zekâ ve Doğal Aptallık Üzerine
Yapay zekâ ile ilgili sorun onun “yapay” olması değil, düşünen veya düşünmesi gereken öznenin zihninin dışında konumlanmasıdır. Bu bakımdan yapay zekâ, İbn Rüşd’ün “ayrık zekâ”sına benzer.
Pluribus
Pluribus fenomenine aşina mısınız? Muhtemelen öylesiniz. Yayınlandığı ilk günden itibaren izleyiciyi iki keskin kampa ayıran o yapımdan bahsediyorum: Bir yanda onu yılın başyapıtı ilan edip her detayı üzerine teoriler üretenler, diğer yanda ise bu ani popülariteye refleksif bir direnç gösterip onu “şişirilmiş bir balon” olarak yaftalayanlar. Derin mi derin “Balon mu değil mi?” tartışması bir yana bu dizi üzerine yeterince düşündük mü merak ediyorum. Yoksa konforuna alıştığımız “izleyici profili” algoritmalarına uymadığı için Pluribus’u düşünme kısmını çoktan geçtik mi? Şimdi sizi, o konfor alanından dışarıya, dizinin tekinsiz aydınlığına davet ediyorum.
Çokluktan Birliğe: İronik Bir Ütopya
İşe ismin arkeolojisiyle başlayalım. Pluribus, ABD’nin kuruluş...
Tüttürenlerin Komünizmi
Sigara tüttürenlerin, tıpkı proletarya gibi, bir yurtları yoktur, ama nerede ortaya çıksalar anında özgürleşmiş bölgeler yaratırlar. Bir dal sigaranın ömrü kadar bir süre içerisinde dünyayı yorumlar ve değiştirirler.
Hissiyatın Siyasal Terbiyesi
Cumhuriyet’in kuruluşu yalnızca bir siyasal ya da kurumsal devrim değil, aynı zamanda aşağılık duygusundan şeref duygusuna, utançtan gurura, ıstıraptan saadete uzanan bir duygusal rejim inşa etme çabasıdır.
İşlevsel Modeller
Model; tam da dokunuş, doku ve yakınlık aracılığıyla kendine özgü bir mantık iddia eder. Belirlenmiş hiyerarşileri sarsar ve en temel insani yetenekleri onaylar: dokunmak, keşfetmek, yaşamak.









