Günlük Arşiv: Aug 24, 2026
Kork(ma) La, Biziz, Halk
19 Mart direnişi, Gezi’den sonra bir kez daha bir ‘halk’ın performatif oluşumunun nüve halindeki ifadesidir. Direnişin, birleşik bir halk cephesi olarak örgütlenemiyor oluşu en kritik sorundur.
Sokağın Dili, Liselilerin Mücadelesi
Son ders çıkışında koridorda bir slogan patladı. Bahçe kapısına geldiğimde bizim gençler ağır adımlarla hareket ederek çoğalmaya çalışıyor. Kapı önünde sloganlar: “Faşizme karşı omuz omuza!”
Rousseau TOMA’lara Karşı
Mustafa Kemal’in kalpaklı fotoğrafı, Che Guevara’nın purosu, Gezi’nin Kırmızılı Kadını gibi; halktan kopuk bir iktidar aygıtının copu, gazı, sopası karşısında halkın, Ranciere’in tabiriyle bir uğultu sayılan “ses”ini, saygın bir “söz”e dönüştürerek dinletmeye zorladığı ânın resmi bu.
Post-Hegemonik Dünyaya Doğru
Küresel güç ilişkileri yeniden biçimleniyor. Bugün sözde demokrasi savunuculuğu, insan hakları müdafaası ve özgürlüğü koruma iddialarından bile tamamen vazgeçilmiş durumda.
Bu Benim Hikâyem
Bozkurt yapanların “isyan, devrim, özgürlük” sloganları onların çelişkilerini değil, simgeselleşmemiş politik arzularını ya da egemen-olanın hayatlarında yetemediği bir dünyayı göstermektedir.
Kan ve Toprak
Hamsun’a göre Hitler bir haçlıydı, reformcu bir liderdi; Norveç’in önemli bir rol oynayacağı “büyük bir Germen dünya topluluğu” kurmaya kararlıydı. Buchman ise şöyle yazıyordu: “Bu ileri görüşlü kâhin bize çıkış yolunu gösterebilir.”









