Günlük Arşiv: Apr 30, 2026
Dijital Cinselliğin Ontolojisi
Evde yalnızım ve seks yapma dürtüsü duyuyorum ve profilimi bir platforma koyuyorum. Diğer geliştirmelerin yanı sıra “akıllı kondom” adlı bir cihaz takıyorum ve ilişkiye giriyoruz… Beden artık utanç verici bir fazlalık, kurtulmaktan memnuniyet duyacağımız bir kütle haline geliyor.
Yoksullar Homofobik midir?
Didier Eribon’un sosyolojik bir metin olarak kaleme aldığı Reims’e Dönüş ile Edouard Louis’nin otobiyografik romanı Babamı Kim Öldürdü? kitapları benzer yaşam öykülerinin benzer sıkışmışlıklarını, karşıtlıklarını ve izleklerini barındırıyor. Louis, hocası olan Eribon’un hayatından hayli etkilenmiş. Şüphesiz benzer yaşam çizgilerine sahip olmalarının bunda payı büyük. Bunu destekleyecek şekilde Reims’e Dönüş kitabının Şule Çiltaş çevirisiyle Tellekt yayınlarından çıkan arka kapağında da Edouard Louis’nin şu sözlerine yer verilmiş:
Bu kitap beni çok etkiledi. Hayatımın hikayesini okuduğumu hissettim.
Neredeyse bu iki yazar aynı babaya sahip kardeşler gibi. Çözümleri, yorumları, tutumları ve öfkelerine kadar aynı ruh hali içindeler. Sadece nüans düzeyinde farklılıklarla geçirdikleri süreçler var. İki...
Boşluk ve Açıklık
Bu yazıda Asuman Susam şiiri, ontolojik, anlamsal ve dilsel boyutlarıyla ele alınmaktadır. İlk olarak şiirin ontolojik imkânı Heidegger’in alethéia ve açıklık kavramları çerçevesinde incelenmiştir; çünkü Asuman Susam’ın şiiri hakikati ve varoluşu sorgulayan bir şiirdir ve ontolojiden ayrı düşünülemez. Ardından, şiirde anlamın sabit ve verili olmadığı; alımlayıcı tarafından keşfedilmeyi bekleyen, çoğul bir yapıya sahip olduğu vurgulanmış ve bu bağlamda Derrida’nın différance kavramı devreye sokulmuştur. Son olarak, şiirin ve dilin politik ve etik işleyişi ele alınmış, Foucault’nun söylem kavramı üzerinden Asuman Susam şiirinin iktidar sistemlerinin hakikat rejimlerine karşı hakikat rejimlerinin başka imkânlarını aralayıp aralamadığı sorgulanmıştır.
1. Şiirin Ontolojik İmkânı
Asuman Susam’ın şiiri,...
“Keşke günün birinde Türkiye de Boğaziçi gibi olsa”
Bilişsel bilimci Yunus Şahin, teorik bilgisayar bilimci, akademisyen Cem Say ile Büyük Dil Modelleri’nden yapay genel zekâya, oralardan Boğaziçi Kültürü’ne varan sohbette #CorpusBilimSöyleşileri için bir araya geldi.
Otoriter Yönetimlerin “Kapo”ları Olarak Yaralı Kimlikler ve İstisnanın Olağanlaşması
İktidar partisine transfer olan belediye başkanları, geride kalanları kriminal bir topluluk olarak işaretlemek zorunda kalmışlardır. Bu işaretlemenin kamplardaki kapoların hemcinslerine gönül rahatlığıyla işkence etmelerinden, en pis işleri içtenlikle yapmayı kabul etmelerinden farkı yoktur.
Felsefe Nedir?
Felsefenin bilgiyle ilişkisi olmadığını söyleyemeyiz –bu tamamen saçma olurdu– ama felsefenin kendisinin bir bilgi olup olmadığını sormalıyız.









