Günlük Arşiv: Jun 24, 2026

Tarih

“Atlıkarıncalar Dönüyordu!”

Uykusunu böldükleri için Yahudi direnişçilere kızgın olan Katolik bir kadın şöyle diyordu: “Bütün gece makineli tüfek sesleri duyuyorum… Şu Yahudiler ne düşünüyor ki? Nasıl olsa ölecekler. En azından teslim olabilirlerdi.”
Sanat

“Tiyatroda Devrim Yapın!”

Oğuz Atay, toplumsal yaşamı baştan aşağı bir “kötü oyun” örneği olarak çizer. Bu kurguda yaşama katılmayı reddeden oyun kişileri, sığ buldukları dünyayı dışlayarak, bu dünyanın yozluğuna bulaşmadan yaşayabilecekleri oyun dünyaları kurgularlar.
Tarih

Cinlerle Muhabere

1850’lerde Amerika’da ortaya çıkıp hızla Avrupa’ya yayılan bir inanç olan ispiritizmacılık ölülerin ruhlarıyla iletişim kurulabildiğini iddia eder. Bu inanç neredeyse eşzamanlı olarak Osmanlı toplumuna da sirayet etmiştir. Bu inancı benimseyenlerle farklı nedenlerle reddedenler arasındaki tartışmalar bilim, din, inanç gibi kavramlar üzerine düşünmek için elverişli bir zemin teşkil ediyor.
Tarih

Bilim Yoluyla, Vatan İçin

Geç Osmanlı bilim tartışmaları, toplumsal iktidar ilişkilerinden bağımsız düşünülebilir mi? İslam ve terakki arasında Ahmet Mithat Efendi ve Münif Paşa’nın metinleri bugüne ne söyler?
Tarih

Aşk Çiçek Açarken

“Şehvetsiz, hırssız, hatta kıskançsız bir aşk... Nail bir koltuğa yaslandı. Cigarasını yaktı. Enis piyanosuna oturdu. Yeni bir vals çalmaya başladı. Aşk çiçek açarken!” Molla Davutzade, Baha Tevfik, Ziya Gökalp… Geç Osmanlı’da ortak bir entelektüel hayal olarak üretilen duygusuz insanın verimlilikle bağı ne olabilir ki?
Sanat

Gençsin, Bazen Kaybolursun

En son ne zaman kayboldunuz? Dert etmeyin, insanız sonuçta. Hepimiz hayatımızın birkaç uğrağında kayboluruz ve bir şeylerin bizi gelip almasını bekleriz; belki beyaz atlı bir prens, belki bir merhaba, belki de bir devrim kim bilir. Ama her ne olursa olsun kesin olan bir şey var: Gençken kaybolmanın tadı başkadır.