Günlük Arşiv: Apr 30, 2026

#02 | Sınıfın Duyguları

Sınıfın Öznelliğine Farklı Bir Pencereden Bakmak

Amacı, sınıfın kapitalizmle birlikte kendini yıkmasına katkı sunmak olan bir sınıf siyaseti, kendini, sınıf sürecindeki aracı faktörlerden biri olarak ele alarak, bu süreçler üzerindeki etkisini anlamaya ve bu etkiyi ilerletici olma yönünde dönüştürmeye çalışabilir.
#02 | Sınıfın Duyguları

Kutsal Meta

Türkiye, sınıf mücadelesinin bir haysiyet mücadelesine dönüşebileceği, sınıf bilincinin bir haysiyet bilinci biçimini alabileceği bir uğrağa yaklaşıyor.
#02 | Sınıfın Duyguları

Bedenler Nasıl Sınıf Olur?

Sınıfın duygusu ancak sınıflılık deneyimi içinde anlaşılabilir. Sınıflılık deneyiminin mayası ise bedenler arasında kurulan etkileşime dayalı duygulanımsal ekolojilerdir.
#02 | Sınıfın Duyguları

Sınıfın Duyguları Hakkında Üç Kitap

Çalışma ortamındaki hiyerarşi yalnızca ücret farkı değil, birinin saygınlık, ötekinin utanç biriktirdiği bir mekanizmadır.
Güncel

Malumatın Büyüsü ile Hakikatin Riski Arasında Bir “Entelektüelin” Krizi

Özcü bir pozisyona düşmeyi göze alarak şöyle bir saptamada bulunarak başlayayım yazıma: “Bizim topraklarda bilgi sahibi olmakla (bu bağlamda bilgin olmak da denilebilir) hafızlık arasında ciddi bir benzerlik var.” Daha doğrusu, özellikle tarih alanında çok fazla tarihsel detayı ezbere bilmek ve bu bilgileri insanlara akıcı ve retorik bir üslupla aktarabilme yeteneğine sahip olmak bilginlik olarak görülüyor. Bu nedenle böyle bir maharete sahip tarihçiyle bir din adamı/vaiz arasında nüans denebilecek incelikte bir fark vardır. Yine bu nedenle tarihin tozlu sayfalarından çoğu zaman gizil detayları ilgi çekici anekdotlarla dinleyiciye aktaran tarihçi ile dini kurallara uymanın ne denli önemli olduğunu geçmiş din...
Felsefe

Biyo-iktidar, Psiko-iktidar ve Günah Keçisi Mantığı

Dikkatin teknolojik yöntemlerle kontrol edilmesi tüm kıtaları, tüm kuşakları ve toplumsal katmanları etkileyen, dünya çapında yaygın ve oldukça yeni bir fenomendir. ABD’de ekran başında geçirilen süre günde altı saate ulaşmıştır. Katherine Hayles’in hiper dikkat olarak adlandırdığı ve dikkatin aynı anda birden fazla mecra arasında bölünmesine yol açan bu durum, Kaiser Aile Vakfı’nın verilerini yeniden ele almasına neden olmuştur. Amerikan gençlerinin ekran karşısında geçirdiği ortalama süre günde sekiz buçuk saate çıkmıştır. İnsanlık daha önce bu denli eşzamanlı ve hiper-gerçekçi bir kolektif halüsinasyon olgusuyla karşılaşmamıştır. Bu olguların ruhsal ve kolektif bireyleşme üzerindeki sonuçları henüz yeterince kuramsallaştırılmamış olmasına karşın bu sonuçlar psikopatoloji...