Günlük Arşiv: Mar 13, 2026
Bilimsel Otoritenin Gücü
Paul Feyerabend 1975’te yayımlanan Yönteme Karşı kitabından önce, bir dizi ders ve makalesinde bu monografinin provokatif ve polemik yaratan iddialarını prova etmişti. Yönteme Karşı kitabı yüzünden Feyerabend talihsiz bir şekilde Nature sayfalarından “günümüzde bilimin en kötü düşmanı” unvanını ve New York Times’tan da “bilim karşıtı filozof” lakabını almıştı. Fakat kitabın ruhu, bilimsel bilginin otoriter gücünü kendine özgü bir şekilde eleştirmesi, “How to Defend Society Against Science” isimli daha erken bir makalesinde bulunulabilir. İlk başta halka açık bir konuşma olarak sunulan bu tahrik edici deneme, Feyerabend’in argümanlarının temelini oluşturan “bilim bir dindir” varsayımını açıkladığı ateşli bir girişle başlar. Feyerabend’in...
Kurtlukta Düşeni Yemek Kanun mudur?
Venezuela, 2000’lerin başında Chavez’le birlikte yönetimi siyasî-askerî elit tarafından devralınmış, doğal kaynak hâkimiyetini ABD’ye kaptırmamaya çalışan, devletin ekonomiyi elinde bulundurduğu ve bu nedenle sürekli olarak “otoriter”, “istikrarsız” ya da “başarısız” olarak kodlanan bir ülke. Ancak bu tanımlar, Venezuela’yı anlamaktan çok, onu dünya sistemindeki yerinden koparmaya sebep oluyor. Asıl soru şu: Venezuela neden bu kadar “tehdit” olarak görüldü ve Maduro’nun başına gelenler neden bu şekilde gerçekleşti?
Donald Trump yönetiminin Maduro müdahalesi muhtelif açılardan değerlendirildi, ancak uluslararası ilişkilerdeki liberal normlar, uluslararası hukukun egemenlik hakkına saygı ve realist dış politika anlatısındaki “tehdide karşı dengeleme” siyasetleri tam olarak olayların hangi motivasyonla gerçekleştiğini ve ABD’nin...
Uğultulu Tepeler’den Kurak Ovalara
Emerald Fennell imzalı Uğultulu Tepeler’in gösterim tarihi yaklaşırken, film etrafında dönen envaiçeşit komplo teorisini görmek beni kuşkulandırsa da şaşırtmadı. Yönetmenin ilk uzun metrajlı filmi Promising Young Woman (2020); geç de olsa polisin günü kurtardığı, çekingen bir tecavüz-intikam hikâyesiydi. İkinci filmi Saltburn (2023) ise şehvet düşkünü bir Liverpoollu’nun (Barry Keoghan), aşırı zengin arkadaşı Felix Catton’ı (Jacob Elordi) ve ardından neredeyse tüm ailesini katlettiği, sözümona bir “sınıf hicvi”ydi. Seyircinin, Saltburn’ün sınıf meselesi hakkında ne söylemeye çalıştığı ya da Fennell’ın hangi karakterle empati kurmamızı beklediği konusunda kafasının karışması son derece doğaldı. Üstelik Fennell’ın, Felix’i sırtında melek kanatlarıyla öldürerek âdeta ilahlaştırmayı tercih etmesi...
Sınıf Demenin Sorunları
Bugün anti-Marksist teoriler sınıf üzerinden itibarsızlaştırılırken, bu teorilerin dayandığı sorunlar ise boşlukta kalmaktadır.
“Beğenmeyi Unutmayın”
“İnsanı tatmin etmeyen bir uğultunun içinde her şeye hızlıca göz gezdirmekle yetiniyoruz.”
– Johann Hari, Çalınan Dikkat
Çocukluğumdan bugüne kadar pek çok teknolojinin dönüşümüne şahit oldum: Kilolarca ağırlıktaki dizüstü bilgisayarlardan tutun da, tuşlu telefonlara, ele avuca sığmayan kameralara ve ardından dokunmatik telefonlara, akıllı saatlere, mobil flört uygulamalarına ve çok çeşitli işlevi olan sosyal medyaya kadar… Bu cihazlar ve onların kullanım imkânlarının getirdiği iletişim ve etkileşim, gündelik hayatımızın işlevini dönüştürdü. En önemli dönüşüm ise, bilgiyle olan ilişkimizde ve gündelik hayatı bir performans olarak sergilememizde yaşandı.
Başkalarının hayatlarıyla neden bu kadar meşgulüz? Açısı ayarlanmış ve video kayıt tuşuna basılmış bir telefonun çektiği bir sosyal...
İktidarın Ahlakı
Sert bir “mukaddes kabukla” kaplanmış bir benlik, mütedeyyin bir maskeyle örtülmüş bir yüz, yerli-milli bir ağla örülmüş bir muhit… İktidarın bütün bileşenlerine sirayet eden nasıl bir ahlak anlayışı?









