Kıyameti Kim Durdurabilir?

Epstein ve Tiranlık

Dünyayı, Epstein gibi birinin, başkanın veya gezegeni kendi çıkarları için yok etmeye kararlı teknoloji oligarklarının sahip olduğu kadar güce asla sahip olamayacağı şekilde nasıl yapılandırabiliriz?
Okuma listesi
Çeviren:
Redaksiyon:
Prism
Özgün Başlık:
Another way out: You can’t just wait for tyranny to go away
7 Ocak 2026

“Giderek daha fazla insan ya dışlanıyor, ötekileştiriliyor, göz ardı ediliyor ya da enerjilerinin tamamını veya bir kısmını feda ederek sistemden kopmaya doğrudan motive ediliyor. Bu durum, zorunlu olarak bir stratejinin ortaya çıkmasına neden oluyor.” – Rudolf Bahro

“60’lardaki gibi örgütlenemeyiz, hatta 30 yıl önceki, 20 yıl önceki gibi bile örgütlenemeyiz. Yeni bir siyasi zemin açmalı, yeni bir siyasi teori ve yeni siyasi taktikler geliştirmeliyiz.” – Lorenzo Kom’Boa Ervin

Epstein dosyalarının parça parça yayınlanması, ABD manşetlerinde geniş yankı buldu. Finansçı ve insan kaçakçısı Epstein’in canavarlıklarını ortaya koyan ve suçlayan bu ifşaatın daha büyük sonuçlar doğurması bekleniyor. Davanın ayrıntıları, politikacıları, partileri, ideolojileri hatta daha geniş düzeyde jeopolitik düzeni kınamak için öne sürülen siyasi bir malzeme haline geldi. Ayrıca, bu skandalın bir başkaldırıya veya bu tür sonuçlara yol açacağını uman umutsuz taraflar için bir kurtuluş umudu da oldu.

Tüm bu haklı ifşaata rağmen, tiranlık yayılmaya devam ediyor ve önemli bir nokta göz ardı ediliyor. Hesap verebilirlik için mücadele eden mağdurlar daha iyisini hak etse de, kadın düşmanlığı, kadınlara yönelik şiddet ve çocuklara yönelik istismar dünyanın her yerinde standart hale gelmiş durumda. Zengin bir çocuk istismarcısının sadece ulusal değil, uluslararası ilişkileri de etkileyebildiği bir sistemde suç ortaklığı neredeyse evrenseldir.

Jeffery Epstein ve ağının temsil ettiği suçların basitçe oylama yoluyla ortadan kalkacağına, yok olacağına veya acımasız bir adaletle karşı karşıya kalacağına inanmak, buna zorlayacak bir güç olmadan sadece bir hayalden ibaret. Bu açıklamanın, 15 yıldır “en yakın arkadaşı”1https://www.theguardian.com/us-news/2025/jul/18/trump-epstein-friendship olan Başkan Donald Trump tarafından dikte ediliyor olması, basit bir ironiden çok daha fazlası. Bu, gerçekliğimizi değiştirmek için, herkesin suçlu olduğu bir düzen altında kimin iyi kimin kötü olduğuna dair aşırı basitleştirilmiş ikiliklerin ötesine geçmemiz gerektiğinin bir göstergesidir.

Faşizmin mevcut evresinin, Trump görevden ayrıldığında ya da görev süresi dolduğunda kendiliğinden geçip gideceğine dair yaygın bir umut var. İnsanlar âdeta faşistlerin adil seçimler, görev süreleri ve yerleşik normlar gibi şeylere inandığını düşünüyor. Komedyen Dave Chappelle, Netflix’teki son gösterisi “The Unstoppable”da, bu yaygın toplumsal yanılsamaya âdeta ses veriyor. Washington DC.’de ABD kamuoyunun özellikle hayal kırıklığı yaşayan bir kesimine hitap ederken insanlara “aklınızı başınıza alın” diye öğüt veriyor. Ardından şöyle diyor: “Buraya size şunu hatırlatmaya geldim: Biz bir topluluğuz ve aklımızı başımıza toplayacağız. Birbirimize göz kulak olacağız ve bu turuncu kafanın gitmesini bekleyeceğiz.” Bu da kamuoyunun aslında neyi beklediği sorusunu gündeme getiriyor. Project 2025’in mimarlarının, beyaz milliyetçilerin ve şu ana sürükleyen ivmecilerin hiçbir plan yapmadığını düşünmek saflık olur. İçimizdeki en iyimser olanlar bunun zamanla sönüp gidecek bir an olmasını isteyebilir, ancak gerçeklik ve tarih şimdiden bize bunun böyle olmayacağını söylüyor.

Chappelle’in özel gösterisinin yayınlanmasından bir gün önce, Turning Point USA’nın yıllık “Amerika Festivali” konferansının açılışında, aşırı sağcı yorumcu Charlie Kirk’ün dul eşi, JD Vance’i başkanlık için destekledi. “Kocamın arkadaşı JD Vance’i mümkün olan en ezici şekilde 48. başkan seçtireceğiz” dedi. Bu tablo tuhaf gelmemeli, çünkü gerici siyasi düzenin bize gösterdiği şey tam olarak bu: önceden plan yapmak. Bir planı uygulamayı bitirmeden önce, bir sonraki birkaç planın temelini atıyorlar bile. Bu yüzden, ne yazık ki, beklemek zaten dayanılmaz derecede kötü olan durumu daha da kötüleştirecektir. Beklemek bizi bu döneme girmekten alıkoymadı; bizi bu döneme getirdi. Demokrat Parti’nin daha iyi bir hale gelmesini beklemek, halkın büyük bir kısmını pasiflik, saklanma ve güçsüzlük içinde donduran kurtarıcıları beklemek anlamına geliyordu. Bu oyalama ile hiçbir şey değişmiyor, bunun yerine aşırı özgüvenli bir eylemsizliğe saplanıyoruz. Oysa zamanımızı daha iyi değerlendirmenin yolları var.

Pek çok insan çeşitli derecelerde başarı ve başarısızlıkla sonuçlanan zorlu mücadeleler vermiş olsa da, Epstein ve benzerleri bize devletin gerçekte ne olduğunu gösteriyor. Devlet, yönetici sınıfın oyuncağıdır ve onlara toplumu kontrol etmek ve kaynaklarını sömürmek için ihtiyaç duydukları her şeye kolay erişim sağlar.

Bazı engellerin yıkılması gerekiyor. Bizi yöneten ve sömürenler, iktidarı korumanın en kolay yollarından birinin küçük ihtilaflar çıkarmak olduğunu biliyorlar. ABD’de, diğer birçok yerde olduğu gibi, parti siyaseti ve mezhepçilik uzun zamandır bu gerilimleri körüklüyor. Bu yüzden, faşistlerle veya ötekileştirilmişleri öldürmeye ve ezmeye çalışan insanlarla birleşme düşüncesinde olmasam da, mevcut durum öfkeli bir şekilde reddedilmeden pek bir şeyin üstesinden gelinebileceğinden emin değilim. Dehşet verici Epstein vakası, aramızdaki en kötüleri belirleme fırsatı olmanın yanı sıra, topyekûn bir dönüşüm talep etme şansı da sunuyor.

Seçim yanılsaması, her iki partinin de ağır toplarının bir araya gelmesiyle ortaya çıktığında, bundan daha az önemsiz kalır. Burada, Noam Chomsky2https://x.com/Seamus_Malek/status/2001706711149875648?ref_src=twsrc%5Etfw%7Ctwcamp%5Etweetembed%7Ctwterm%5E2001706711149875648%7Ctwgr%5E%7Ctwcon%5Es1_&ref_url=https%3A%2F%2Fwww.ibtimes.co.uk%2Fnoam-chomsky-once-addressed-his-epstein-meetings-has-said-little-since-now-seen-newly-surfaced-1764158 ve Fidel Castro3Yazar Chomsky için kaynak verse de Castro için vermiyor, burada sanıyoruz Epstein’le olan fotoğrafı kastediyor ancak bu fotoğraf Epstein’in Küba ziyaretinde çekilmiştir. Epstein, Castro’yu Küba’daki faaliyetlerinin önünde bir engel olarak tanımlar: “Fidel Castro öldü, şimdi benim için birçok imkan doğdu.” -ed. n. gibi zıt simgelerin de bir araya gelmesinde, solun sekter kesimleri için bile bir mesaj var. Bunun yerine, aynı terimlerle birbirleriyle alay eden çok sayıda kaybeden tarafın bataklığındayız. Bu, Trump’ın yeniden seçilmesinden bu yana ortaya çıkan bir örüntünün parçasıdır. Benzer şekilde, birçok liberal hala ona karşı oy vermenin, her iki partinin politikalarının şekillendirdiği sonuçlar ortaya çıktıkça kendilerini ayırmaları için bir gerekçe olduğuna inanıyor. Buradaki zorluk, zalimler tarafından tasarlanmış siyasi arenalarda kazanılması imkânsız oyunlar oynamak yerine, üstünlük sağlamak ve manevra yapmaktır.

Marksist kuramcı ve komünist muhalif Rudolf Bahro, 1982’de Dünya Gelecek Çalışmaları Federasyonu’nda verdiği “Kıyameti Kim Durdurabilir? Toplumsal Hareketlerin Görevi, Özü ve Stratejisi” başlıklı konuşmasında şunları söylemişti:

Siyasetin, yine (aynı türden) siyasetle) sorgulanabileceği varsayımıyla hareket ettiğimiz anda, zaten yeniden sistemin içine geri düşmüş oluruz. Hâkim siyasetin nasıl işlediğini, hatta onu iyileştirme amacıyla bile olsa, derinlemesine inceleyerek ne elde edebiliriz? Yeni bir çağın düşünürlerinin, er ya da geç skolastiğin ayrımlarına kapılmayı reddettikleri an mutlaka gelir. Biz ise hâlâ, daha geniş ölçekte yönetilen ve yeniden üretilen ‘şeylerin zorunluluğu’ tarafından yutulma tehlikesiyle karşı karşıyayız.

Sadece bizi buraya getiren aynı tür politikaları kullanamayacağımız gibi, mevcut durumumuzu anlayan bir stratejiye de son derece ihtiyacımız var. Bahro aynı konuşmada, günümüz ABD’sine ürkütücü derecede benzer koşulları ele alıyor. O, tıpkı çoğumuzun şu anki koşullarımızı değerlendirirken yaptığı gibi genel grev, sınıf indirgemeciliği ve kültürel bölünmeler üzerine kafa yordu. Vurguladığı iki unsur, reddetme ve engellemeydi. Ona göre reddetme, “meşruiyetin geri çekilmesi” anlamına geliyordu. Bu, kendi kendini baltalayan süreçleri daha fazla meşrulaştırmamak demekti. Öte yandan engellemeyi, “sistemin işleyişini, normal gelişiminin en tehlikeli yönlerinden başlayarak aktif direnişle kısıtlamak” olarak tanımladı. Bunun sloganı “seçici yönetilemezlik”tir. Lorenzo Kom’boa Ervin’in özerklik inşa etme bağlamında “yönetilemezlik”ten ne kastettiği hakkında yazmıştım. Yaklaşımlarındaki farklılıklara rağmen, burada birbirlerini tamamlayabilirler. Bahro şöyle devam ediyor:

Toplumsal hareketin sunduğu olumlu ve alternatif şey, sistem içinde elde edilecek bir şey değil, ona karşıt olarak elde edilecek bir şeydir. Nihai sonuç kesinlikle saf bir sonuç olmayacak olsa da, hareket egemen yapıyı tamamen reddetmeye çalışmalıdır. Dolayısıyla, fiili uygulamada, kendi ideali ancak engelleme eylemlerinin değerlendirildiği bir ölçüt olarak mevcut olabilir.

Bu durumda ne yapılması ve ne yapılmaması gerektiği, sonuçlar ve eylemler tarafından belirlenecektir. Ancak, bir şeyin kendi kendine düzelmesini beklersek, beceriksizliğin inşa ettiği, kendi seçtiğimiz bir hapishaneye hapsoluruz. Burada alışılmış bir senaryoda değiliz. Gerici bir toplumsal yapı ve devletle karşı karşıyayız. Birçok insan çeşitli derecelerde başarı ve başarısızlıkla mücadele ederken, Epstein ve benzerleri bize devletin gerçekte ne olduğunu gösteriyor. Devlet, yöneticiler için bir oyuncaktır; onlara bir toplumu kontrol etmek ve kaynaklarını sömürmek için ihtiyaç duydukları her şeye kolay erişim sağlar.

Epstein hükümeti bir oyuncak olarak gördü. Bunun sebebi dâhi olması değil, devlet mekanizmasının Epstein gibi insanların bunu yapması için tasarlanmış olmasıydı. Dünyayı, onun gibi birinin, başkanın veya gezegeni kendi çıkarları için yok etmeye kararlı teknoloji oligarklarının sahip olduğu kadar güce asla sahip olamayacağı şekilde nasıl yapılandırabiliriz?

İster Bahro’nun on yıllar önce bahsettiği “seçici yönetilemezlik”ten, ister Lorenzo’nun 2020’de bahsettiği “karşı koyma” yönetilemezliğinden bahsedeyim, çok fazla sorun aynı kalıyor. Bahro; seçimlere duyulan inançsızlığa, denetimsiz şirket büyümesine ve siyasi yolsuzluklara dikkat çekmişti. Ervin ise kapitalizmin, faşizmin ve emperyalizmin ideolojik yenilgisini örgütlemek için tam da bu sorunları kullanmamızı öneriyor. Bir keresinde bana şöyle demişti: “Öyle bir alternatif, radikal güç inşa etmeliyiz ki, daha önce hiç olmadığı kadar etkili bir şekilde tüm sistemi devirebilsin. Sadece Demokratları veya Cumhuriyetçileri değil, tüm egemenleri… Daha fazla kapitalizme değil, yeni bir topluma ve yeni bir dünyaya ihtiyacımız var.”

Daha iyi bir dünyaya ulaşmayı planlıyorsak, bunu çevremizdeki pek çok kişinin halihazırda içinde bulunduğu mücadele yoluyla ancak başarabiliriz. İş dünyası, siyaset veya ihtiyaç duyduğumuz gerçekliği yaratmamış olan yöntemlerden bunu bekleyemeyiz.

Notlar

(1) https://www.theguardian.com/us-news/2025/jul/18/trump-epstein-friendship

(2) https://x.com/Seamus_Malek/status/2001706711149875648?ref_src=twsrc%5Etfw%7Ctwcamp%5Etweetembed%7Ctwterm%5E2001706711149875648%7Ctwgr%5E%7Ctwcon%5Es1_&ref_url=https%3A%2F%2Fwww.ibtimes.co.uk%2Fnoam-chomsky-once-addressed-his-epstein-meetings-has-said-little-since-now-seen-newly-surfaced-1764158

(3) Yazar Chomsky için kaynak verse de Castro için vermiyor, burada sanıyoruz Epstein’le olan fotoğrafı kastediyor ancak bu fotoğraf Epstein’in Küba ziyaretinde çekilmiştir. Epstein, Castro’yu Küba’daki faaliyetlerinin önünde bir engel olarak tanımlar: “Fidel Castro öldü, şimdi benim için birçok imkân doğdu.” -ed. n.

Bunları okudunuz mu?